Doğalgaz Çevrim Santralleri ve Gaz Türbinleri

Türkiye’ de yürütülen enerji politikası sebebiyle uzun yıllar boyunca yenilenebilir ve yerli kaynaklar önemsenmeden enerji talebinin doğalgaz çevrim santralleriyle karşılanma isteği son dönemde doğalgaza gelen yüksek zamlar sebebiyle ekonomik olma özelliğini kaybetmiştir. Oldukça yüksek bedellerle sanayi bölgelerindeki enerji ihtiyacını karşılamak üzere kurulan doğalgaz çevrim santrallerinin yatırım maliyetlerini bile çıkaramadan birer birer kapandığını görmekteyiz. 2013 yılında 56 santral kapanırken 2018 yılında ise bu sayı 364’ e yükseldi. 2019 yılında ise yaklaşık 290 doğalgaz çevrim santrali elektrik üretim faaliyetlerini sonlandırdı.

Doğalgaz çevrim santrallerinin tek girdisi olan doğalgaz Türkiye için dışa bağımlı bir enerji üretim yöntemidir. Kaynağının dışa bağımlı olmasının yanında teknolojisi ve ekipmanlarının tamamı da dışa bağımlı olan bu santrallerde yatırımcılar kısa vadede yüksek kar hedeflemişlerdir. Ancak yerli ve yenilenebilir enerji teknolojilerinde yaşanan gelişmeler ve artan döviz kurunun etkisi ile 2015 – 2018 yılları arasında %50’ ler de seyreden toplam enerji üretim payı oranları günümüzde %30’ lara kadar gerilemiş durumdadır. Ekonominin gidişatı ve döviz kurundaki yükselme sebebiyle kurulu güç dengesinde değişiklik olmamasına rağmen, doğalgaz santrallerinin üretim payı 2019 yılında %19 seviyesine kadar geriledi. Doğalgaz santrallerinin üretim payının azalmasına rağmen diğer kaynaklardan enerji ihtiyacı kesintisiz karşılandı. Bu durum enerji ihtiyacının diğer kaynaklarla rahatlıkla karşılanabileceğini açıkça gösterdi. Bir önceki yıla göre hemen hemen aynı düzeydeki kurulu güce rağmen doğalgaz ile üretilen elektrik gücünden %50 üretim düşüşü yaşanması, mevcut durumda doğalgaz santrallerinde atıl kapasite oluştuğunu göstermektedir.

Devlet tarafından alım ve fiyat garantisi verilmediği koşullarda Türkiye pazarı için doğalgazdan elektrik üretimi yatırımcılar tarafından şu anda efektif bulunmamaktadır. Kurulu santrallerin bir kısmı ekonomik ömürleri dolmadan konserve edilerek durduruldu ve üretimlerine ara verdi, bir kısmı ise başka pazarlara / ülkelere satıldı ya da yatırımcılar tesislerini yurtdışına taşıdı. Doğalgaz çevrim santralleri alım ve fiyat garantilerinin geçerli olduğu dönemlerde yatırımcılar tarafından tercih edildiler, mevcut durumda alım garantilerinin de bitmesiyle tüm santrallerin kısa vadede atıl duruma geçeceği öngörülmektedir.

Özetle efektif olmayan doğalgaz çevrim santrallerinin işletme maliyetleri, genel giderleri yanında düzenli bakım faaliyetlerine ayrılacak bütçenin kısıtlı olması sebebiyle başta arıza ve diğer riskler olmak üzere santralin enerji üretemez duruma geldiği bu günlerde finansman yaratmak amacıyla, yatırımcılar riski transfer etmek istemekteler. Bu durumda iş durması / kar kaybı içeren sigorta poliçelerine risklerin transfer edilmek istenmesi yatırımcılar için bir çıkış yolu olarak görülmekte. Tarafımızca yapılan enerji sektörü analizleri, gözlemler ve incelenen hasarlardan elde edilen bilgi ve bulgular ışığında Türkiye pazarı için doğalgaz çevrim santrallerinin sigortalanma süreci ve hasar inceleme süreçleri üzerine konu bülteni hazırlama ihtiyacı duyduk.

Bültende yer alan özet bilgilerle sektör paydaşlarına güncel durumu yansıtmak istedik. Bu bültende; doğalgaz çevrim santrallerinin mevcut durumu ve geleceği, doğalgaz çevrim santrallerinin en önemli bölümü olan gaz türbinleri hakkında kısa bilgiler, gaz türbinlerinin sigortalanması sırasında kontrol edilmesi gereken / dikkat edilmesi gereken hususlar, gaz türbinlerindeki olası hasar sebepleri, gaz türbinlerinde hasar kök sebebi tespitinin nasıl yapılacağı konularına değindik.

Doğalgaz çevrim santralleri ve gaz türbinleri sigortalanırken poliçe tasarımı gerçekleştiren Underwriterlara ve hasar sürecinde ise hasar dosyalarının yönetiminde büyük emek sarf eden hasar servisi çalışanlarına destek olması amacıyla aşağıda kısaca tarihsel gelişimi de içeren rakamsal ve tecrübeye dayalı değerlendirmelere yer verilmiştir.

2019 Yılı Lisanslı Elektrik Üretiminin Kaynaklara Dağılımı

Gaz Türbinleri Gelişimi Hakkında Kısa Bilgiler:

Edison’ un ürettiği ilk ampul ve arkasından gelen elektrikli cihazların keşfedilmesi büyük bir elektrik talebi yarattı. Sanayi devrimiyle buharın yerini elektrik akımı aldı. Başlangıçta işletmeler elektrik enerjisi üretmek için jeneratörlere entegre edilmiş pistonlu motorlar kullandılar. Bir süre sonra hızlıca daha verimli olan buhar türbinlerine geçiş yaptılar. 1900 lü yılların başlarında bir enerji santrali için inşa edilmiş en güçlü buhar türbini üretildi. Bu türbin aynı güçteki bir pistonlu motorun kapladığı alanının onda birine kurulmuştu. Maliyeti ise %33 oranında daha azdı.

1900 lü yılların başlarında havanın sıkıştırılmasını sağlayan radyal kompresörler yapılmaya başlandı. İlk başlarda radyal kompresörlerin gaz motorlarına entegre edilmesi başarısız oldu, fazla yakıt tüketirken az güç ürettiler. Ancak devrim niteliğindeki radyal kompresörler endüstride hava sağlamakta, pnömatik sistemlere güç vermeye kadar birçok uygulamada kullanıldı.

1917 yılında 1. Dünya Savaşında uçaklar ilk defa bir savaşta kullanıldı. Deniz seviyesinde oldukça güçlü olan uçak motorları yüksek irtifada %50’ ye yakın güç kaybetmekteydi. Keşfedilen radyal kompresörler uçak motorlarına entegre edilerek yüksek irtifada havanın yoğunluğunu arttırarak uçak motorlarının kayıp güçlerinin geri kazanılmasına yardımcı oldu. Böylece türbin tasarımının atası olan radyal kompresörler havacılık sektörüne giriş yaptı. Devam eden yıllarda farklı uçak ve motor modellerine turbo süper şarjlar montajlandı. 1941 yılında ABD hükümeti destekli ilk jet motoru tasarlandı ve imal edildi. Gizli projeler ile uzun süre hava taşıtlarında testler yapıldı. Sonrasında seri üretime geçilen jet motorlarında değişken kanatçık olarak adlandırılan türbin içerisindeki basıncın ayarlanmasına olanak sağlayan yenilikler yapıldı. Havacılık mühendisleri değişken kanatçıklar ve diğer tasarım değişiklikleriyle elektrik santrallerinde türbin motorların verimli olacaklarını anladılar. Santral ve güç sistemlerinde kullanmak üzere motorların dönüştürülmesine başlandı. 1950’ li yıllarda elektrik şirketleri artan elektrik ihtiyacını karşılamak üzere jet motorundan dönüştürülen bir gaz türbininden elektrik enerjisi üretmeye başladı.

Türbinler önce yerde tasarlandı, sonra havaya geçti. Ancak şu anda hem havada hem de yerde olduğu gibi, yüksek güç gereksinimi olan gemiler ve boru hatları, lng depolama sistemlerinde kullanılmaya başlandı. Havacılık sektöründen alınan bir teknoloji olmasından dolayı bu türbinlere “aeroderivatif” denmektedir.

Aeroderivatif türbinler basit bir çevrim santralinde %40 – 44 arasında verim sağlarken, tam yoğuşmalı, atık ısı kazanımlı ve buhar türbini ile kombine edilmiş tasarımlarda ise verim aralığı %50 – 54’ e çıkmaktadır. Büyük ağır yüklü gaz türbinlerinde ise verim %60’ ın üzerine çıkabilmektedir.

Yukarıda belirtilen tüm gelişmeler ve ihtiyaçlar doğrultusunda, gaz türbinlerinin teknik ve ticari avantajları, esneklikleri ve geliştirilebilme potansiyelleri, doğalgaz çevrim santrallerinde güç setleri olarak kullanılmasını sağlayan kriterler olarak öne çıkmıştır.

Gaz türbinli motorlar - Vikipedi

Örnek Bir Gaz Türbinin Ünitelerini Gösteren Çizim

Sigortalanma Sürecinde Kontrol Edilmesi Gereken Hususlar:

Sigorta sektörü doğalgaz çevrim santrallerinin kurulumu ve işletimi sırasındaki değişen gereksinimleri karşılamak üzere farklı ürünler sunmaktalar. Bu doğrultuda sektörde boy gösteren büyük üreticilerin sözleşmelerindeki özel maddeler ve kontrol politikalarıyla birlikte, kredi veren kuruluşların poliçe içerisinde olmasını istediği genişletmeler, bölgesel kanunlar ve üretici sözleşmelerinde yer alan kar kaybı / iş durması maddeleri sigorta sektöründeki rekabeti doğrudan yönlendirmişlerdir. Bu yönlendirmeler CMI ( Kapsamlı Makine Sigortası ) gibi yeni poliçe ürünlerinin aktif kullanımında etkili olmuştur.

Türkiye pazarında sigortalıların talepleri üzerine düzenlenen wording çalışmalarının yanı sıra Makine Kırılması teminatı için Türk Genel Şartları ve bazı poliçelerde CMI Wording kapsamında teminatlar verildiği gözlemlenmektedir. Bu poliçeler maddi zararın yanı sıra İş Durması, Kar Kaybı gibi finansal zararlara da teminat sağlaması nedeni ile tüm sigorta sürecinin başlangıçtan hasar oluşana dek doğrudan etkilendiği ilk alım sözleşmelerini ve bakım sözleşmelerinin bağlayıcı yanları poliçe tasarımında da etkili olacaktır, bu nedenle en baştan alım sözleşmelerinin incelenmesi öne çıkmaktadır.

Sigortalanma sürecinde detaylı bir risk analizi yapılması şart koşulmalıdır. Risk analizinde; doğal afetlere karşı olağan riskler, deprem ve coğrafi risklerle birlikte türbin setlerinin / ekipmanların mevcut durumlarıyla birlikte kalan ekonomik ömürlerinin tespiti en önemli hususlardır. Bu hususların dışında ülkemizde uygulanan değişken enerji politikalar ve tesiste kullanılan tüm ekipmanların dışa bağımlı olması hususu özenle değerlendirilmeli, iş durması ve kar kabı teminatlarında özellikle dışa bağımlılığın getirdiği uzun onarım süreleri dikkate alınarak teminat sağlanmalıdır.

Dışa bağımlı olan artan doğalgaz fiyatları ve alım garantisinin olmaması santrallerin kar oranını azaltmakta bu durum kestirimci bakımların yapılmaması / ertelenmesi ya da yetkili olmayan özel servislere yaptırılması ve üretici firmalarla bakım sözleşmelerinin tercih edilmemesine sebebiyet vermektedir. Sigortalanma süreci öncesinde ve sırasında genel geçer bilinen riskler dışında altta belirtilen konular üzerine bilgi almak üstlenilecek riskin doğru ölçülmesini sağlayacaktır.

  • Sistemin Devam Eden Bakım Sözleşmesi Olup Olmadığı, Garanti Sözleşmesinin Olup Olmadığı?
  • Ekipmanların Devreye Alınmasından İtibaren Yaşadığı Tüm Arıza Raporları ve Onarım Raporları
  • Tüm Kestirimci Bakımlara Ait Raporlar ( 4000 – 8000 – Hot Section – Overhaul Vs. )
  • Üretici İşletme Kitabında Yapılması Gerektiği Belirtilen Tüm Kestirimci / Planlı Bakımların Yapıldığına Dair Üreticiden Alınacak Onay Yazısı
  • Ekipmanların Devreye Alınmasından İtibaren Toplam Çalışma Saati ve Kalkış Sayısı
  • Yapılan Boroskop İnceleme Raporları
  • En Yakın Overhaul Bakım Tarihi / Çalışma Saati
  • En Yakın Depo Seviyesindeki Onarım Merkezi ve Bilgileri
  • Zorunlu ve İsteğe Bağlı Olan Tüm Üretici Bültenlerine Göre Türbinde Yapılan Değişikliklere Dair Bilgi ve Belgeler
  • Santral Geçici Kabul ve Devreye Alma Belgeleri
  • ÇED Raporu ve Fizibilite Raporu
  • EPDK Lisans ve Evrakları
  • Santralin Devreye Alınmasından İtibaren Gerçekleştirdiği Aylık Bazda Üretim Verileri

Yukarıda belirtilen belge ve bilgilerin sigortalanma aşamasında temini tesisin beklenen riskler dışında kalan olası mekanik arızaları ve iş durması üzerine en doğru değerlendirme imkânını sağlayacaktır.

Belgelere neden ihtiyaç duyulacağını kısaca özetlemek gerekirse;

  • Üretici ile bakım sözleşmesinin varlığı sistemin bakımlarının eksiksiz ve doğru yapıldığını gösterecektir.
  • Ekipmanların kronik arızaları ya da ortalama durma sürelerinin / frekansının ölçülmesi için tüm arıza ve onarım raporlarının değerlendirmesi vade dönemindeki benzer riskleri ortaya koyacaktır.
  • Kestirimci / planlı bakımlarda yer alan öneri ve tavsiyelere uyulup uyulmadığı ise işletme risk kültürünü anlamakta yardımcı olmaktadır.
  • Tüm üreticiler bakım periyotlarını açıklamakta ve bu periyotlara uyulmasını istemektelerdir.
  • Hot Section ya da Overhaull bakımlarına yaklaşan çalışma saatlerinde sistemlerdeki hasar riskinin yüksek olduğu bilinmektedir.
  • Toplam çalışma saati sistem elemanlarının kalan ömürlerini gösterdiği gibi kalkış sayısı ise stres ve yükün en yüksek olduğu anlara türbin parçalarının ne kadar maruz kaldığına işaret edecektir. Unutulmamalıdır ki birçok elemanın kalkış sayısı aşınma miktarını doğrudan etkiler.
  • Son boroskop inceleme raporunda sistemi oluşturan parçaların güncel durumları, kusur ya da hasar var ise üretici tarafından belirtilen limitler dahilinde olup olmadığı ya da boroskop incelemelerine göre tavsiyeleri içereceğinden türbinin iç parçalarının en güncel bilgisini içerir.
  • Çoğu arızada türbinin üretici atölyesine sevk edilmesi gerekmektedir. Türkiye ve Avrupa Kıtası dışında kalan Amerika kıtasında yer alan servis atölyelerinde yapılacak onarımlar uzun durma süreleri, uzun nakliye ve yüksek işçilik ücretlerini de beraberinde getirecektir.
  • Üreticiler yayınladıkları bültenlerle, sahadan alınan arıza ve hasar bilgilerinin üretici mühendislik birimleri tarafından değerlendirilmesini takiben devam eden ar-ge süreci kapsamında arıza ve hasar riski / olasılığının kullanıcılara bildirmektelerdir.
  • Bu bültenlerin uygulanıp uygulanmadığı inceleme konusu edilmelidir.
  • Uygulanmayan üretici bültenleri olası riskleri açıkça göstermektedir.
  • Santrala ait belgeler ve bilgilerle de yerel kanun ve yasalara göre enerji satın alım garantisi ve lisans süresiyle birlikte ilk kurulum maliyetlerinin tespit edilebilmesine olanak sağlayacaktır.

Yukarıda belirtilen maddeler ve açıklamalarını içeren bir risk analizi / survey raporu santralin hasar riskinin doğru bir şekilde belirlenmesine yardımcı olacağı gibi belirtilen tüm belge ve bilgiler sigortalanma isteğinde olan sigortalıların zaten sahip olduğu ve her an hazırda bulundurdukları belge özelliği taşır. Özetle temininde hiçbir güçlük ya da yasal engel bulunmamaktadır.

İş Durması, Kar Kaybı gibi finansal zararlarda Makul Durma Süresine Dikkat Edilmesi Gerekmektedir.

Bu kapsamda; Enerji santralleri için finansal kayıplarda tazminatı etkileyen en önemli unsur durma süreleridir. Sigortalılar ile üretici firmalar arasındaki sözleşmeler üretici firmaların hasardan sorumlu olmaları durumunda bile kar kaybı zararlarını karşılamamak üzere düzenlenmiş durumdadır.  Sigorta poliçelerinde CMI1303 gibi klozlar var ise sigorta şirketleri ile bu firmalar karşı karşıya gelmektedir. Ancak sigortalı ve üretici arasında düzenlenen sözleşmeler hem rücu olanağını ortadan kaldırmakta hem de üretici firmaların sözleşmelerde belirttiği ucu açık olan onarım süreleri sebebiyle durma sürelerinin ciddi oranda atmasına ve tazminat tutarlarının da ciddi miktarda artmasına neden olmaktadır. Bu gibi durumlarda üretici firmalar sözleşmesel sorumluluğu bulunmadığı için süreyi gözetmeksizin sadece kendi ticari kaygıları ile hareket etmekte ve tüm zararlar poliçelere şarj edebilmektedir. Hatta durma süresinin uzaması durumunda üretici firmalar sigortalıları sigorta poliçelerine yönlendirmektedir. Örnek olarak;

  • Türkiye’ de bulunan parçaları almak yerine yurt dışı tedarikçilerinden daha uzun sürede temin etmenin tercih edilmesi,
  • Farklı markaların Türkiye’ de çok sayıda türbinleri bulunmasına rağmen yedek parça stoklamamaları,
  • Depo seviyesinde onarım yapabilen servis atölyelerinin Türkiye’ de bulunmaması,
  • Personellerinin tatil dönemlerini vb. öne sürerek karar almakta rahat davranmaları
  • ·Herhangi bir yaptırım veya resmi gecikmeye tabi olmayan açıklanamaz gecikme ve tedarik süreleri vb.

Sigortalılar her ne kadar ihtaren süreci hızlandırmaya çalışsa da yapılan sözleşmeler sebebiyle üretici firmalar oldukça konforlu bir alanda kalmakta ve tüm zarara hem sigortalılar hem de sigorta sektörü katlanır hale gelmektedir.

 Bu konuda Türkiye sigorta sektöründe farklı uygulamaların mevcut olduğunu görüyoruz ve bu durum bir takım sorunlara yol açıyor. Belirsizliklerin giderilebilmesi için poliçe tanzim aşamasında mutlaka Makul Durma Süresi kavramının poliçede belirtilmesi gerekmektedir. Makul Durma Süresi kavramına göre; durma süresi boyunca makul gerekçesi bulunmayan günler kar kaybı poliçesinin konusu değildir. Sigortalılar ve sigortalılar adına hareket eden kimseler tüm gereklilikleri en kısa süre içerisinde optimum koşullarda sağlamalıdır. Aksi durumda gerekçesi bulunmayan(makul olmayan) durma süreleri tazminat hesaplamalarında değerlendirmeye alınmamalıdır.

       Onarım için gerekli parçaların stoklu olduğu var sayılır ve talep edildikten hemen sonra makul bir süre içerisinde nakliye işlerinin başlayabileceği kabul edilebilir. Durma süresini azaltılacağından mümkün ve ekonomik ise ekspress hava taşımacılığı kullanılmalıdır. Ve/veya süreci yönetenlerin alacağı kararlar ile hangisi optimum fayda düzeyinde ise o yöntem seçilir.

       Onarım maliyeti ile kar kaybı maliyetleri göz önünde bulundurularak daha ekonomik olması durumunda onarım için hızlı ulaşıma bağlı artan tedarik masraflarına katlanılarak durma süresi sınırlandırılmalıdır. (Fazla mesai, ek vardiya, Pazar günü çalışma –hızlı taşıma yapılması vb.) Poliçelerde özel notlar ile belirtilmiyor ise optimum durma süresi hesaplanır ve tedarikçinin herhangi bir nedenle geç tedarik süreleri dikkate alınamaz. (Üretici firmanın bulunduğu ülkenin tatilde olması, üretici firma elinde stok bulunmaması, üreticinin pandemi gerekçesi ile geç tedarik sağlaması veya aynı üreticinin farklı müşterilerine Pazar öncelikleri, satış strateji ve planlamasına göre değişen tedarik süreleri nedeni ile hasar tespitinde uzayan süreçler, karar alınamaması vb.)

Yukarıdaki gerekçeler ile değerlendirme yapıldığında sigortalıların yaşadığı mağduriyetin yanı sıra sigorta şirketleri arasında da bir uygulama bütünlüğü bulunmadığından ortaya çıkan açıklanamayan bekleme sürelerinin poliçelere tazminat olarak yansıdığı görülmektedir. Bu noktada poliçede makul süreye ilişkin yapılacak tanım ve düzenlemeler, sigortalıyı mağdur etmek veya tazminattan kaçınmak değil tam tersi poliçeden beklenen ve reel piyasa koşulları ile uyumlu optimum faydanın elde edilmesini ve uygulama birliğinin tesisi edilmesini sağlayacaktır.

Gaz türbinleri kompleks makineler grubunda yer alır. Özellikleri ve çalışma alanlarındaki güçlükleri sigorta sektöründe de aynı güçlüklerin oluşmasına yol açar. Bu bakımdan bu ve benzer nitelikli makineler için sigorta sektörünün sahip olduğu bilgi ve tecrübeyi sigorta sözleşmesinden önce sigortalıya aktarabilmesi çok daha değerlidir. Sigorta sektörünün sahip olduğu bilgi ve deneyim hiçbir sigortalıda yoktur. Bu denli özellikli cihaz ve kıymetlerin güvence altına alınması mutlaka bu konuda uzman sigortacılar tarafından yapılmalıdır. Aksi halde bu kıymet türünü standart sigortacılık hizmetleriyle güvence altına alındığında tüm tarafların memnuniyetsizliği ile son bulması kaçınılmazdır. Bu ve benzer özellikle mekatronik kavramını bulunduran teknoloji ürünleri gerçek anlamda sigortacılığın ortaya konulduğu iş alanlarıdır.

Gaz Türbinlerinde Olası Hasarlar:

Mühendislikte Kullanılan Bathtub Curve Eğrisi;

Bu eğriye göre, birçok farklı parçanın birleşiminden ve çalışmasından oluşan makinelerin yeni devreye alınmasını takiben erken çalışma saatlerinde arıza ihtimalinin fazla olduğu, ilk arızalardan sonra onarım işlemleri sonrasında yapılan çözümler nedeniyle arızalarının azalsa da makinelerin yaşlanıp bakım zamanları ya da overhaul zamanlarına yaklaştıkça ömrünü doldurmaya başladığı ve engellenemeyecek bir biçimde arıza sayısının artacağını göstermektedir. Bu eğri tüm makinelerin tasarımında bilinen ve kullanıcıların farkında olduğu makinenin ekonomik ömrünü gösteren çalışma döngüsüdür.

GÜVENİLİRLİK ANALİZİ | Matris Danışmanlık
Özetle; montaj ve devreye alma sırasında çok erken dönem ve erken dönem arızaları sıklıkla görülmektedir. Bakım ve revizyon saatlerine yaklaşıldıkça eskime / aşınma miktarındaki artışa paralel olarak arıza riski ve sayısı da yüksek olacaktır.

Geçmiş dönemlerde tarafımızca incelenen bir gaz türbini arızasında Erken Dönemde” 4 defa HPC ( Yüksek Basınç Kompresörü ) ünitesi arızalanmış ve son olarak ise “ Hizmet Ömrünü Tamamlama / Eskime – Aşınma Evresinde” ise inceleme konusu arıza meydana gelmiştir. İncelenen gaz türbini üzerinde gerçekleşen her arızanın Curve eğrisinde riskli olarak belirtilen bölgelerle uyumu açıkça gözlenebilmiştir.

Doğalgaz çevrim santrallerini oluşturan ekipmanlardan gücü üreten, yatırım maliyetlerinin %40’ dan fazlasını oluşturan temel bileşen olan gaz türbinlerindeki hasarlar hem maddi zararı oluşturan onarım maliyetleri hem de onarım süresince yaşanan durma kaynaklı finansal maliyetler açısından sistemi oluşturan diğer elemanlara oranla en yüksek değere sahiptir. Diğer ekipmanlardaki hasarların giderilme maliyetleri ve frekansları gaz türbinlerine göre çok daha düşüktür.

Yapılan analizlerde hasar sebebinin tespiti hasarın başladığı noktaya odaklanılmasıyla başlar. Gerçekleşen hasarların büyük çoğunluğunda gaz türbinlerinin arızalanmasına neden olan etki / kök sebep fiziksel olarak tespit edilebilir niteliktedir. Hasarların meydana gelmesinde yabancı cisim girişi ( FOD ), imalat ve montaj arızaları, hatalı tasarım, amaçlanandan farklı çalışma koşulları gibi etkenler ön sıradadır. Bulgu açısından yanma odasındaki çatlaklar boroskop incelemelerinde sıkılıkla rastlanılan bulgu ve arıza türleridir. Yanma odasındaki çatlaklara yapılacak müdahalenin zamanı önemlidir. Bu çatlaklara doğru zamanda müdahale edilmediğinde yüksek basınç türbin ve düşük basınç türbin segmentlerinde kanat hasarlarının oluşumu beklenmedik değil kaçınılmaz olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yüksek basınç kompresör segmentinde farklı arızalar tipleri incelendiğinde bu segmentteki arızalara yönelik olasılıklar içinde yabancı cisim girişi ( FOD ) ve montaj hatalarına dayalı arızaların daha belirgin olduğu görülmektedir.

Daha basit bir dil ile anlatılırsa hasarlar genellikle kompresör üniteleri, yanma sistemleri ve türbin ünitelerinden kaynaklanmaktadır. Kompresör kısmındaki hasarların büyük bir kısmı tasarım hatalarından, yetersiz kanat ucu boşluklarından, montaj sırasında hatalı hesaplanan genleşme miktarları ve güvenlik marjlarından oluşur. Çoğu durumda bu sorunlar fark edilmeden türbinler teslim edilmişlerdir ve işletmeye alınmıştır. Üreticilerin bu durumu fark etmesine kadar geçen süre içerisinde seri arızaların meydana gelmesi ve devam eden ar-ge çalışmalarını takiben bültenlerle gerekli iyileştirme ve düzeltmeler sağlanmaktadır.Yanma odasındaki aşınmalar olağan çalışma koşullarında da parçalar üzerinde yüksek risk oluşturmaktadır. Yanma odası hasarları türbinin tamamen kaybedilmesine yol açabilecek yapıdadır.

Üreticilerin “ Limit “ kavramı her saha personeli tarafından farklı yorumlanmakta ve değerlendirilmektedir. Aşınan, çatlayan ya da kaplamasını yitiren bir türbin parçasının kullanımına devam edilip edilmemesi “ Limit “ kavramına göre değerlendirilmektedir. “ Limit “ kavramındaki belirtilen tüm değerler üretici tarafından deklare edilmektedir. Bir türbinin servis verebilir ya da servis verilemez olması da üretici saha personeli tarafından tespit edilmektedir. Bu doğrultuda “ Limit “ kavramına işletme koşullarına göre inisiyatif alınarak farklı anlam yüklenmelidir.

Özetle;

  • Gaz türbinlerindeki artan teknoloji, yükseltilen verim ve malzeme bilimindeki gelişmelere karşın hasar frekansının yükseldiğini ve sigortalıların daha çok hasar dosyası açtırdığı bilinmektedir.
  • Gaz türbinlerinin geliştirilmesi ve üretici sırasındaki tasarım hatalarına sıklıkla rastlanılmaktadır. Bu tür başarısızlıklar son derece yüksek maliyet oluşturan seri kayıplara yol açmaktadır. Kullanıcı konferansları ve global çapta kurulan forumlarda seri kayıplara sıklıkla rastlanılmaktadır.
  • Mevcut çalışan türbin setlerinde gerekli düzeltmeler ve iyileştirmelerin yapılması için üretici bültenlerine de üreticiler tarafından finansman desteği sağlanması olası hasar sebeplerini engelleyecektir.

Bu hususlara göre doğalgaz çevrim santrallerinde risk kabul politikasının iyileştirilmesi adına sigortalanma aşamasında daha fazla araştırma ve teknik inceleme ile birlikte, sigortalı teknik yetkililerinden daha fazla bilgi alınması gerekmektedir. Daha efektif risk analizi yapılması için üretici bültenlerini ve güncel gelişmeleri yakından takip eden teknik hizmet sunan iş ortakları ile çalışılması kaçınılmaz olmaktadır. Aksi durumlarda, detaylı risk analizi yapılmadan düzenlenecek bir sigorta poliçesinin çok yüksek tutarlı tazminatların finansman aracına dönüşmesi beklenmelidir.

Foreign object damage - Wikipedia

Örnek Bir Yabancı Cisim Girişi Sebebiyle Kanatlarda Oluşan Hasar Yukarıdaki Fotoğrafta Gösterilmiştir.

Kanatların Slot İçerisinde Kalan Kök Kısımlarındaki Kaplama Aşınmaları Yukarıdaki Fotoğrafta Gösterilmiştir.

Gaz Türbinlerinde Arıza Kök Sebep Tespiti ve Hasara Bakış Açısı Nasıl Olmalı:

Arızaların kök sebebi analiz edilirken olası bir odak noktası yakalamak en önemli husustur. Şöyle ki; öncelikle sistemin SCADA ekranı üzerinden arıza / durma alarmlarıyla arızadan hemen önceki veri kayıtları analiz edildiğinde türbinin hangi segmentinden arızanın başladığı hususunda bilgi sahibi olunabilir. Bazı durumlarda arıza kayıtları türbin üzerinde bulunan enstrümanların arızalarından kaynaklandığı gibi türbin segmentlerinde oluşan büyük hasarlardan dolayı da ortaya çıkabilirler. Üretici direktifleri doğrultusunda türbine tekrar start verilmesi engellenmeli ve türbin dışardan gözle incelenmelidir. İnceleme sonucunda olumsuz bir durumla karşılaşılmadığı takdirde boroskop incelemesi arızanın başlangıç noktası ve türbinde oluşturduğu hasarı açıkça ortaya koyar.

Örnek Bir Boroskop İncelemesi Sırasında Tespit Edilen Arıza Başlangıç Noktası Olan Kopan Kanadın Görünümü Yukarıdaki Fotoğrafta Gösterilmiştir.

Gaz türbinleri LPC, HPC, Yanma Odası, HPT, LPT olarak isimlendirilen segmentlerden oluşmaktadır. LPC’ den alınan hava sıkıştırılarak Yanma Odasına kadar ulaştırılmakta, sonrasında Yanma Odasında yakıtla buluşturularak yanma gerçekleşmektedir. Akış yönüyle birlikte HPT ve LPT segmentlerinde ise genleşerek türbin şaftının dönmesi sağlanmaktadır. Segmentlerin birisinde oluşan arıza bir sonraki segmentte ve akış yönüyle devam eden diğer segmentlerde azalarak giden bir hasara yol açmaktadır. Bu sebeple hasarsız ilk segment / kısımdan sonraki eleman genellikle arızanın başlangıç noktası olmaktadır. Bu doğrultuda odak noktası tespit edilebilmektedir.

Arızadan bir önceki boroskop incelemesi raporu tetkik edildiğinde hangi elemanlarda çatlama / korozyon ya da aşınma olduğu konusunda bilgi sahibi olunabilir. Boroskop raporlarında olası üretici uyarıları ve değişen tavsiyelerin uygulanıp uygulanmadığı değerlendirilebilir.

Sonuç ve Kapanış:

Türkiye’ de yürütülen enerji politikaları sebebiyle doğalgaz çevrim santrallerinin sigortalanma aşamasında artan risklerin underwriterlar tarafından ölçülmesi / bilinmesi ve hasar servisi tarafından dosya süreçlerinde doğru değerlendirmeler için aşağıda belirtilen hususlara dikkat edilmesi tavsiye edilir.

  • Kapanması planlanan ya da zarar etmekte olan doğalgaz çevrim santrallerinde risk miktarının yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Sigortalanma aşamasında istenecek evraklar ve teknik risk analizi, risk miktarının ölçülmesinde önem arz etmektedir.
  • Gaz türbinlerinin kullanıldığı diğer endüstri alanlarında ve farklı ülkelerde değişken risklerin mevcut olduğu, başta uçaklar ve offshore üretim sistemlerinin varlığı sebebiyle gaz türbinlerinin teknolojilerinin halen gelişmekte olduğu bilinmelidir. Gelişimine devam eden sistemlerde üretici / imalat kusurları göz ardı edilmemelidir.
  • Exchange ya da revizyonlu sistemlerle birlikte, ar-ge süreci tamamlanmadan kullanımı sunulan sistemlerin seri kayıplara yol açacağı, bu sebeple her bir türbin tipi için üretici bültenleri ve geçmiş arıza verileriyle birlikte seri kayıpların araştırılması gerekliliği ortaya çıkmıştır.
  • Gelişmekte olan teknoloji ile birlikte verimi yükseltilmeye çalışan sistemlerin hasar frekansında artışa yol açtığı, artış halinin sigortalı sistemler için açılan hasar dosyalarında paralellik gösterdiği görülmektedir.
  • Olası hasar riskinin Bathtub Curve eğrisinde belirtildiği zamanlarda yüksek olduğu dikkate alınmalıdır. Bu zamanlara göre özel muafiyet ya da klozların uygulanması, tek başına sigorta poliçesinin finansman aracı olarak kullanımını önleyen bir yaklaşım olacaktır.
  • Bakım onarım çalışmalarında servis personeli tarafından yorumlanan “ Limit “ kavramı ve “ Servis verebilir “ kavramlarının poliçelere de anlaşılabilir bir açıklama olarak girmesi hasar süreç yönetiminde tarafların menfaatlerini korumada destek olacağı kesindir.
  • En büyük risk maliyet yönetimi odaklı inisiyatif alma isteğidir. Bu tür kıymetlerin bulunduğu tesislerde üretici speclerine uymak değerlidir. Hiçbir teknik personelin üretici backgrounda bilgi ve tecrübeye sahip olmadığını bilerek çalışma düzen ve kuralları oluşturulmalıdır. Bu durum aynı zamanda üreticiyi ürün sorumluluk bakımından süreçte tutmaya yarar.
  • Arızaların %50’ sinden fazlasının kök sebebinin tespit edilebildiği, kök sebep tespitinin bilimsel laboratuvarlar tarafından yapılacak inceleme ve analizlerle kolaylıkla ortaya konulabileceği, ülkemiz koşullarının da bu bilimsel analizler konusunda yeterliliğinin bulunduğu, o yüzden gerek sigortalanma süreci gerekse hasar oluşumunda faydalanılmasının tüm taraflar için daha verimli olacağı görüşümüzdür. Ayrıca Türkiye koşullarında akademisyenlerin forensic destekleri olmaksızın gerçek sebebi somutlaştırmak olanaklı değildir. Mühendislik bilimi esas olan türbinlerde genel olarak kök sebep incelemesi metalürji mühendisliği alanında karşılık bulmaktadır. Bir türbin sigortalı ise ve konu risk ve hasar yönetimi ise tarafların işletilecek süreçlerin yöntemi konusunda uzlaşı içinde olmaları önemlidir. Bu bakımdan sigorta sözleşmelerine kök sebebin tespiti, hasarın giderilme yöntemine ilişkin seçenekler ve poliçe öncesi olanaklı ise iş birliği yapılacak bağımsız tarafların sözleşmelerde yer alması tarafların her aşamada güvenli alanda kalmasını sağlar.

Bu bülten ile Doğalgaz Çevrim Santrallerinin Enerji piyasasındaki durumu, sigortalanma süreci ve bir hasar anında en büyük maliyet kalemi olan Gaz Türbinlerinin incelenmesinde öne çıkan durumların aktarılması hedeflenmiştir.

Diğer Yazılarımız
Çatı Tipi Güneş Enerjisi Santralleri Risk ve Hasar Uygulamaları Risk Bülteni
Deprem Riskinin İncelenmesi, Sigorta Sektörü Açısından Değerlendirilmesi, Marmara Modellemesi ve Öneriler Risk Bülteni
Taşkın Riskinin İncelenmesi, İnşaat All Risk Klozları’ na Göre Taşkın Riskinin Değerlendirilmesi Risk Bülteni
Biyokütle Enerji Santralleri İşletmelerinin Sigortalanmasında Olası Riskler ve Risklerin Değerlendirmeleri Risk Bülteni
Enerji Nakil Hatlarında Oluşan Buz ve Rüzgâr Yükünün İncelenmesi Risk Bülteni
Karadeniz Bölgesi Enerji Santrallerinde Sel / Heyelan Hasarları Haberler
Giresun Sel Felaketi Haberler
Patlayıcı Tesislerinde Risk Yönetimi Üzerine Haberler
Beyrut Çalışma Ekibimiz Hazır Haberler
part1.CB9BF41B.60C46FCE@ekolekspertiz.com
Yeni Nesil Termal Kamera Sistemleri Haberler
Wise Eyes – Bilge Gözler Haberler
Hiçbir Uçak Sigortasız Uçamaz Haberler
Elazığ ve Malatya Depremleri Haberler
Rüzgar Ölçüm Direklerinin Sigortalanmasında Olası Riskler ve Risklerin Değerlendirmeleri Risk Bülteni
Türkiye’ de Uygulanan Tasarım Hesaplarının Küresel Isınma Ve Değişen İklim Koşullarına Göre Sigorta Tekniği Bakımından İncelenmesi Risk Bülteni
EKOL ; İzmir ilinde deprem sonrası hasar tespit çalışmalarına başladı. Haberler
“İzmir” Deprem Ayıpları Ortaya Çıkıyor Haberler
Genel müdürümüz Sn. Mustafa Nazlıer, Sigorta Medya ‘nın düzenlediği Sigorta Ekranı programına konuk oldu. Programda, depremler hakkında bilgi paylaşımları yapıldı. Haberler
Deprem Koasürans Uygulamaları ve Tazminat Hesaplamaları Risk Bülteni
ELİT İPLİK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ’ DEN EKOL EKSPERTİZ’ E TEŞEKKÜR YAZISI Duyurular
KONYA ŞEKER SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ’ DEN EKOL EKSPERTİZ’ E TEŞEKKÜR YAZISI Duyurular
Sektörde Endüstri 4.0: Bilge Gözler Duyurular
Doğalgaz Çevrim Santralleri ve Gaz Türbinleri Risk Bülteni
ENERJİ NAKİL HATLARINDA ETKİN RİSKLERİN İNCELENMESİ Risk Bülteni
EKOL GRUBU, Mahir Dedekargınoğlu’nu Risk Mühendisliği ve Danışmanlık Hizmetleri Direktörü olarak bünyesine katmış olmaktan mutluluk duymaktadır. Duyurular
Yangın güvenliği sistemleri görünmez kahramanlardır… Haberler
Webinar: Yangın Riskleri ve Yangın Güvenliği Uygulamaları – Dünya ve Türkiye Duyurular
Prof. Dr. Osman SEVAİOĞLU anısına…. Risk Bülteni
Ekol Ekspertiz ve IGC ailesi olarak Sn. Özlem Barış’ a ve TV35 ekibine, gerçekleştirdiğimiz ‘’ Hasar ve Risk Analizi’’ konulu keyifli ve verimli program için teşekkür ederiz. Duyurular
EKOL; ATB İş Merkezi yangın hasar tespit sürecini tamamlamak üzere yoğun çalışmalarını sürdürüyor. Haberler
AZİZ HALI TEKSTİL PLASTİK GIDA SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ.’ DEN TEŞEKKÜR YAZISI Duyurular